EN
TR
menu×
KOZ Dergisi Sibel MORALI Röportajı

“Buraya Kadarmış” Dediğinde Çocuklarını Düşündü

Ayağa Kalktı; İŞ KADINI OLDU!

1971 yılında İzmit’te doğdu Sibel Moralı.
Tüpraş’ta çalışan babası, ev hanımı annesi ve 5 yaş küçük kardeşiyle mutlu bir ailede büyüdü.
Liseyi bitirdiğinde babası gibi Tüpraş’ta işe girdi; muhaberat ve savunma sekterliği yaptı.
Bu sırada ‘lise aşkım’ dediği Muhsin Bey ile evlendi, ilk çocuğunu kucağına aldı.
Annelik duyguları ağır basan Moralı, çocuğuna daha fazla zaman ayırmak için 5 yıl çalıştığı Tüpraş’tan ayrıldı. 3 yıl sonra ikinci çocuğunu kucağına aldı.
Ama evde oturmak da ona göre değildi;
“Çocuklar biraz büyüsün yine çalışacağım” diye içinden geçirip durdu…
Bu sırada yaşanan 17 Ağustos Marmara Depremi ise onun için bir dönüm noktası oldu…
Her şeyini kaybettiğini düşünüp, “Buraya kadarmış” dediği anda çocukları için hayata sımsıkı tutundu. Kurduğu STM ile bugün 200 büyük firmaya hizmet veren Sibel Moralı, geldiği noktaya nasıl ulaştığını, yaşadığı zorlukları ve hedeflerini Koz Dergisine anlattı…

Sibel Hanım sizi yeniden çalışmaya iten ve bugün geldiğiniz noktayı borçlu olduğunuz dönemi anlatır mısınız?

Deprem günü iki çocuğumla birlikte annemdeydik. Bahçedeki domateslerden konserve yapmak için orada kalmıştım. Bu yüzden yalnızca eşim yıkılan evimizin enkazında kalmıştı. Tamamen yıkılan evimizin enkazından eşimin sağ çıkması imkansızdı. Üstelik iki akrabamı da kaybetmiştim.
“Buraya kadarmış Sibel” dedim.  Eşimin öldüğünü düşünmüştüm, 28 yaşındaydım, işim yoktu, biri 3 biri 6 yaşında iki çocuğum vardı, her şeyimizi kaybetmiştik.

Bu tükenmişlik güç verdi belki de size


Sanırım öyle oldu. Çünkü hem bitmiş durumdaydım hem de öyle bir güç vardı ki; o binayı yerinden kaldıracak gibi… O an insan sadece çocuklarını düşünüyor. Sonuçta işçi emeklisi bir babanın kızıyım. Ayaklarımın üzerinde durmam gerektiğini, çalışmam gerektiğini bir kez daha anladım. “Olsun ben merdiven siler yine çocuklarıma bakarım” dedim.

Muhsin Bey sanırım ciddi bir tedavi sürecinden geçti


Evet, enkazdan çıktıktan sonra bir ay hastanede tedavi gördü. Prefabriklerde kaldık. Uzun süre sonra yeniden ev kurup normal hayatımıza döndük. Ama bu süreci atlatıp normale dönmek 5 yılımızı aldı.

Bu sürede nasıl geçindiniz?

Eşim 17 yıl çalıştığı şirkette devam etti. Hatta iş güvenliği alanında yurt dışında ciddi eğitimler aldı. İşyerinde başarılı olduğu için gelebileceği son noktaya gelmişti.

İş güvenliği konusunda şirket açmayı o mu teklif etti?

Evet, ben deprem günü kafama çalışmayı koymuştum ama normal hayata dönmeyi bekledim. 2004 yılında eşim bana “İş güvenliği konusunda bir şirket açalım sen yavaş yavaş işi öğren. Ben de seni maddi anlamda desteklerim” dedi. STM’yi kurdum ama Türkiye’de iş güvenliği alanı neredeyse yoktu. Son 3-4 yıllık mazisi var bizim sektörümüzün.

Zor başladı o zaman iş hayatı?


Evet, uzun süre şirketi biz taşımak zorunda kaldık. Ben şirketlere iş güvenliğini tanıtmaya, danışmanlık yapmaya başladım. Anlattığım her firma konuya önem veriyordu ama hiç birinin buna ayırdığı bütçe yoktu. Daha çok meslek alanımızın yaptığı işleri anlatarak Körfez’de 150 metrekarelik bir yerde 3 kişiyle çalıştım. Daha sonra 2007 yılında eşim işinden istifa etti, beraber çalışmaya başladık. İş güvenliği kanunları ülkemize gelene kadar ayakta kalmak zorundaydık. Bu yüzden iş elbisesi ve malzeme satışı yapmaya başladık. 1 yıl sonra eşimin istifa ettiği firma da bizimle çalışmaya başladı.

STM’nin açılımı nedir peki?

Aslında İngilizce; eğitim, güvenlik ve danışma anlamına gelen; security training mentor demek ama insanlar kızlık soyadım Tülay olduğu için Sibel Tülay Moralı olduğunu düşünüyor.

Yasanın çıkmasıyla büyümeye başladınız sanırım

Evet, 2012 yılında yasa çıkınca rahatladık ama yasanın getirdiği bazı şartlar vardı. Bu yüzden eşimle birlikte 40 yaşında üniversite okuduk. Karabük’te uzaktan eğitim modeliyle iş güvenliği bölümünde okuyarak A sınıfı iş güvenliği uzmanı olduk. Aynı zamanda yasanın bazı kısıtlayıcı bölümleri de vardı OSGB gibi…Bir şirket daha kurduk.  Sağlık tarama merkezi olarak işleri büyüttük. Özel STM olduk. Şirketlerden biri benim biri eşimin üzerine.

Şuan 3 katlı yeni yerinizde kaç personelle çalışıyorsunuz?


30 personelimiz var. Körfez’de Kuzey Mahallesi Türkeli Caddesi no 27/A’da 3 katlı bina yaptırdık. 350 metrekarelik alanda 5 farklı branşta doktorumuz (tam-yarı zamanlı), 2 hemşiremiz, röntgen uzmanımız, tekniker ve uzman arkadaşlarımız var.

Kaç firmaya hizmet veriyorsunuz?

Hatırı sayılır ismi olan 200 kurumsal firmayla çalışıyoruz.

Bu kadar büyümeyi bekliyor muydunuz?

Bekliyorduk. Çünkü iş güvenliğinin önemini biliyor, ülkemizde de bununla ilgili ciddi çalışmalar yapılacağını düşünüyorduk. Ülkemize yakışır uygulamalar bunlar.

Başarınızı neye borçlusunuz?

Aslında eşime borçluyum. Çünkü o iş güvenli konusunda gerçekten çok bilgili. Eline kimsenin su dökeceğini sanmıyorum. Ben de pazarlama ve iletişim alanında iyiyim. Şirkette sorumlu müdürüm.

Çocuklarınız kaç yaşına geldi, onlar ne yapıyorlar?

Kızım Seda 23 yaşında. 9 Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümünden mezun olacak. Oğlum Mert 20 yaşında ve ODTܒde makine mühendisliği okuyor.

Şirket sizden sonra onlara mı emanet?

Seda bizim işimize göre meslek seçti. Çünkü çevre de bizim bir ayağımız ama şuanda eksik olan tarafımızdı. Onu tamamlamak istiyor. “Babamın bilgi ve tecrübelerine birinin sahip çıkması gerekiyor” dedi. İkisinin de okuldan mezun olup koltuğa oturmalarını istemiyorum. Önce koltuğun diğer tarafında başka şirketlerde çalışıp hayatı öğrenmelerini istiyorum.

“MUHSİN MORALI MARKA OLDU”
Şirketinizi görmek istediğiniz yer neresi?


Bu soruya misyonumuzu anlatarak cevap verebilirim. Mutlaka her iş kıymetli ama bizim yaptığımız iş gerçekten çok ciddi ve kıymetli. Daha fazla kıymet verilmesini görmek isterim. Bu yönetim sisteminden daha fazla şirketin faydalandığını görmek beni mutlu eder. Kazaların yüzde 98i insan kaynaklı ve bizim işimiz de insan. Bu işin Nirvana’sı neyse biz zaten oradayız. Bu kapasite bizde var. Çok iyi firmalarla çalışıyoruz. Muhsin Maralı bu meslekte marka oldu. Bizim için en önemlisi bu. Bu bayrağı daha yukarı taşımak istiyoruz.

Başarılı kadınları bulmak zordur. Sanırım ticaret odasında göreviniz var. Peki siyaset?

Körfez Ticaret Odası’nda 2 dönemdir meclis üyesiyim. Aynı zamanda kadın girişimciler kurulundayım. Siyaseti asla düşünmüyorum. Ama işini layıkıyla yapan kadın bir siyasetçi olursa desteklerim. Meral Akşener gibi.

Neden asla dediniz?

Siyasetin kadınları vitrin olarak kullanmalarına karşıyım. Ben söz sahibi olmayacaksam, karar veremeyeceksem, fikir üretmeyeceksem orada olmamın anlamı yok. Kimsenin vitrini olmam.

Bu kadar iş yoğunluğu içinde emeklilik hayali kuruyor musunuz?


Evet, bir emeklilik hayalim var. Sakin bir hayat sürmek istiyorum. Mesela Datça’da. Belki komik gelecek ama Hobbit evi istiyorum. Galiba biraz imkansız bir hayal.

Muhsin Bey belki sürpriz yapıp size bu evi yapar

Yaparsa zaten Muhsin Bey yapar başkası yapamaz.

Sizin gibi girişimci olmak isteyen kadınlara ne önerirsiniz?


Kadın girişimciler kurulunda birçok kadına destek olduk, olmaya da devam ediyoruz. Biz başardık siz de başarabilirsiniz diyoruz. Kadınlar isterse her şeyin üstesinden gelirler. Onların çalışmasını çok önemsiyorum. Çünkü ben depremde her şey bitti dediğimde ayağa kalktım. O gün gördüm ki televizyonda izlediğimiz şeyler bir gün bizim de başımıza gelebilir. Bu yüzden kadınların bir mesleği olmalı.

Röportajın yayınlandığı web sayfasına ulaşmak için tıklayınız.>>>

Devamını göster

Gizle
×